Yeşil Sektör Etkinliği’nde Yer Aldık

Yeşil Sektör Etkinliği kapsamında GreenStars ekibinden Beyza Kurban, konuşmacı olarak yer alarak sürdürülebilirlik alanındaki güncel yaklaşımları ve sektörün hızla dönüşen dinamiklerini katılımcılarla paylaştı. Sunumunda; kurumların çevresel etkilerini etkin biçimde yönetmelerine yönelik stratejik perspektifler ele alınırken, döngüsel ekonomi uygulamaları, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, karbon ayak izi azaltım stratejileri ile ulusal ve uluslararası yeni düzenleyici standartlara uyum başlıkları kapsamlı biçimde değerlendirildi. Farklı disiplinlerden profesyonellerin, akademisyenlerin ve çevre alanında kariyer hedefleyen öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik; güncel sektörel eğilimlerin yakından takip edilmesi, kurumlar arası iş birliği olanaklarının değerlendirilmesi, inovatif sürdürülebilirlik çözümlerinin tartışılması açılarından önemli bir bilgi ve deneyim paylaşımı ortamı sundu. Etkinlik süresince GreenStars standını ziyaret eden katılımcılar, sertifikasyon süreçleri, kurum içi sürdürülebilirlik yönetimi ve çevresel performansın iyileştirilmesine yönelik uygulamalar hakkında detaylı bilgi alma imkânı buldu. Özellikle öğrenciler ve genç profesyoneller; sürdürülebilirlik alanındaki kariyer olanakları, yetkinlik geliştirme yolları ve sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı uzmanlık alanlarına ilişkin sorular yönelterek aktif bir etkileşim süreci oluşturdu. Bu diyaloglar, GreenStars’ın katılımcılarla doğrudan temas kurarak bilgi paylaşımını daha kapsayıcı ve erişilebilir bir yapıda sürdürme anlayışını yansıttı. GreenStars’ın bu etkinlikte yer alması, sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığını genç profesyonellerle buluşturması ve sektörel dönüşüme katkı sunma misyonunu pekiştirmesi açısından önemli bir adım oldu. Ekibimiz, benzer platformlarda bilgi ve deneyim paylaşımını sürdürerek Türkiye’de sürdürülebilirlik dönüşümüne katkı sağlamaya devam edecektir.
Yaşam Döngüsü Analizi (LCA): Sürdürülebilir Üretimin Bilimsel Temeli

Sürdürülebilirlik artık sadece “çevre dostu” etiketleriyle sınırlı değil. Gerçek bir çevresel etki değerlendirmesi, bir ürünün yaşam döngüsünün her aşamasını dikkate almayı gerektiriyor.Tam da bu noktada Yaşam Döngüsü Analizi (Life Cycle Assessment – LCA), bir ürün ya da hizmetin çevresel performansını bütüncül biçimde değerlendiren en güvenilir yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. LCA Nedir? Yaşam Döngüsü Analizi (LCA), bir ürünün ham madde çıkarımından başlayarak üretim, kullanım ve bertaraf aşamalarına kadar (“beşikten mezara”) çevresel etkilerini sistematik biçimde inceleyen bilimsel bir yöntemdir. Bu analiz; Enerji ve su tüketimini, Sera gazı emisyonlarını, Atık oluşumunu, Ekosistem üzerindeki etkilerinicel verilerle değerlendirir. LCA, yalnızca tek bir üretim aşamasını değil, ürünün tüm yaşam evrelerini dikkate alır. Böylece, gizli çevresel maliyetleri görünür kılar ve sürdürülebilir tasarım kararları için sağlam bir temel oluşturur. LCA’nın Dört Temel Aşaması Uluslararası standartlar (ISO 14040 ve ISO 14044) çerçevesinde LCA, dört temel aşamadan oluşur: Hedef ve Kapsamın Belirlenmesi: Analizin amacı, sistem sınırları ve fonksiyonel birimi tanımlanır. Envanter Analizi: Tüm yaşam döngüsü boyunca enerji, malzeme girdileri ve emisyonlar toplanır. Etki Değerlendirmesi: Veriler, karbon ve su ayak izi gibi çevresel göstergeler açısından analiz edilir. Yorumlama: Sonuçlar değerlendirilir; üretim, tasarım veya politika kararları için öneriler geliştirilir. LCA’nın Kurumlara Sağladığı Faydalar Gerçek çevresel farkındalık: Ürünün doğa üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyar. Veri temelli karar alma: Şirketlerin karbon ve enerji yoğunluğunu azaltacak stratejiler geliştirmesine olanak tanır. Rekabet avantajı: Sürdürülebilir üretim yaklaşımı, markaların küresel pazarda güçlü bir konum edinmesini sağlar. Politika desteği: Kamu kurumları için çevresel düzenlemelerde bilimsel veri tabanı oluşturur. Türkiye’de LCA Uygulamaları Türkiye’de yaşam döngüsü analizi, özellikle sanayi, enerji ve inşaat sektörlerinde giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Üniversiteler ve araştırma kurumları, ürün ve süreç bazlı LCA çalışmaları yürütmektedir. Sanayi kuruluşları, karbon ve su ayak izi hesaplamalarında LCA yöntemini kullanarak uluslararası standartlara uyum sağlamaktadır. Kamu politikaları açısından, Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve karbon düzenlemeleri çerçevesinde LCA temelli yaklaşımlar giderek ön plana çıkmaktadır. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon sınır düzenlemeleri, LCA’nın gelecekte stratejik bir zorunluluk haline geleceğini göstermektedir. Türkiye’deki işletmeler ve kurumlar bu yöntemi planlama süreçlerine entegre ederek hem çevresel hem de ekonomik fayda elde edebilir. Sonuç: Gerçek Sürdürülebilirlik İçin Bütüncül Bakış LCA, bir ürünün çevresel performansını yalnızca üretim aşamasında değil, tüm yaşam döngüsü boyunca ele alır.Bu yönüyle sürdürülebilirlik çalışmalarına ölçülebilir, nesnel ve bilimsel bir zemin kazandırır. Gerçek bir yeşil dönüşüm için kurumların karar süreçlerini bu tür bütüncül yaklaşımlara dayandırması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Kaynakça Uluslararası Standartlar Örgütü (ISO). (2006). ISO 14040:2006 Çevre Yönetimi – Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi Klöpffer, W., & Grahl, B. (2014). Life Cycle Assessment (LCA): A Guide to Best Practice. Wiley-VCH. T.C. Ticaret Bakanlığı. (2021). Yeşil Mutabakat Eylem Planı. Ankara: T.C. Ticaret Bakanlığı Yayınları.
Döngüsel Ekonomi Nedir?

Geleceğin Sürdürülebilir İş Modeli Geleneksel ekonomi anlayışı uzun yıllardır “al–kullan–at” modeli üzerine kuruludur. Bu modelde doğal kaynaklar çıkarılır, ürünlere dönüştürülür ve kullanım ömrünü tamamladığında atık haline gelir. Ancak artan tüketim, hızla tükenen kaynaklar ve büyüyen atık sorunu bu yaklaşımın sürdürülemez olduğunu açıkça göstermektedir. Tam da bu noktada, 21. yüzyılın en önemli dönüşüm yaklaşımlarından biri olarak döngüsel ekonomi öne çıkıyor. Döngüsel ekonomi, kaynakların mümkün olduğunca uzun süre ekonomide kalmasını sağlayan, atıkları minimuma indiren ve üretim–tüketim süreçlerini daha verimli hale getiren yenilikçi bir sistemdir. Döngüsel Ekonominin Tanımı Döngüsel ekonomi; ürün ve malzemelerin yaşam döngüsünü uzatmayı, kaynak verimliliğini artırmayı ve atıkları en aza indirmeyi hedefleyen bir modeldir. Bu yaklaşımda ürünler çöpe dönüşmek yerine geri dönüşüm, yeniden kullanım, onarım veya alternatif alanlarda değerlendirilir. Böylece hem çevresel fayda sağlanır hem de ekonomik değer yaratılır. Kısacası, döngüsel ekonomi doğanın döngüsünden ilham alır. Doğada hiçbir şey atık değildir; her unsur başka bir sürecin girdisi olur. Döngüsel ekonomi de aynı prensiple çalışır. Temel İlkeler Atığı tasarım aşamasında önlemek: Ürünlerin daha başından uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir veya tamir edilebilir şekilde tasarlanması. Kaynakları verimli kullanmak: Gereksiz tüketimin önlenmesi, enerji ve hammadde kullanımının optimize edilmesi. Yeniden kullanım ve tamir: Ürünlerin ömrünü uzatarak tekrar tekrar değerlendirilmesi. Geri dönüşüm: Ömrünü tamamlayan ürünlerin hammaddeye dönüştürülerek üretime kazandırılması. Yenilenebilir enerji kullanımı: Üretim süreçlerinde temiz enerji tercih edilerek çevresel etkinin azaltılması. Döngüsel ekonominin en önemli faydalarından biri çevresel etkilerin azaltılmasıdır. Atık miktarının ve karbon salımının düşmesi, doğal kaynakların korunmasına katkı sağlar. Bunun yanında kaynak verimliliği maliyetleri azaltır, işletmelerin rekabet gücünü artırır ve inovasyonu teşvik eder. Ürün tasarımlarında daha yaratıcı, uzun ömürlü ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmesine zemin hazırlar. Ayrıca geri dönüşüm, tamir ve yeniden kullanım alanlarında yeni istihdam fırsatları yaratır. Dünyada Döngüsel Ekonomi Avrupa Birliği, açıkladığı Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ile bu alanda öncü rol üstlenmiştir. Elektronik, tekstil, plastik ve ambalaj gibi sektörlerde uygulamalar hızla yaygınlaşmaktadır. Örneğin: İsveç, elektronik ürünlerde tamir kültürünü desteklemek için tamir vergilerini düşürdü. Hollanda, 2050 yılına kadar tamamen döngüsel bir ekonomiye geçmeyi hedefliyor. Almanya, şişe depozito sistemiyle geri dönüşümde dünya liderlerinden biri haline geldi. Türkiye’de Döngüsel Ekonomi Türkiye’de de son yıllarda kaynak verimliliği ve geri dönüşüm alanında önemli adımlar atılmaktadır: Tekstil sektörü, Avrupa Yeşil Mutabakatı doğrultusunda geri dönüştürülmüş hammadde kullanımına yöneliyor. İnşaat sektörü, atık malzemelerin geri kazanımı için pilot projeler yürütüyor. Ambalaj sektörü, depozito iade sistemine hazırlanıyor. Ayrıca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, sanayide döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği projelerini teşvik etmektedir. Geleceğe Bakış Döngüsel ekonomi, yalnızca çevresel sürdürülebilirliği değil; aynı zamanda ekonomik büyüme ve toplumsal refahı da destekleyen bir fırsattır. Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaşmasıyla trilyonlarca dolarlık ekonomik değer yaratılabileceğini ortaya koymaktadır. Türkiye açısından bakıldığında ise bu model; Avrupa Birliği ile ticarette uyumu artıracak, enerji ve hammadde bağımlılığını azaltacak ve ekonomik dayanıklılığı güçlendirecektir. Sonuç olarak, döngüsel ekonomi yalnızca bir “çevre stratejisi” değil; daha dirençli, verimli ve yenilikçi bir ekonomik modeldir. Doğal kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada, bu yaklaşım işletmeler, toplum ve çevre için ortak bir kazanım sunmaktadır. Kaynakça Avrupa Komisyonu – Circular Economy Action Plan (2020) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı – Türkiye’de Döngüsel Ekonomi ve Kaynak Verimliliği Çalışmaları TÜBİTAK MAM Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü – Türkiye’de Kaynak Verimliliği ve Döngüsel Ekonomi Raporları
Karbon Ayak İzi Nedir?

Karbon ayak izi, bireylerin, kurumların veya ülkelerin faaliyetleri sonucunda atmosfere salınan toplam sera gazı miktarını ifade eder. Bu hesaplama genellikle karbondioksit eşdeğeri (CO₂e) üzerinden yapılır ve doğrudan ya da dolaylı emisyonları kapsar.Mantığı oldukça basittir: Kullandığımız enerji, tükettiğimiz ürünler, yaptığımız yolculuklar sera gazı salımına yol açar. Bu salımlar, toplamda bizim karbon ayak izimizi oluşturur. Ayak izimizi küçültmek için enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir yaşam pratikleri devreye girer. Kısacası karbon ayak izi, “etkimizi ölçme” aracıdır ve doğaya verdiğimiz zararın görünür olmasını sağlar. Karbon Ayak İzi Nasıl Hesaplanır? Karbon ayak izi, üç temel kapsamda (Scope) değerlendirilir: Doğrudan Emisyonlar (Scope 1)Kişi veya kurumların doğrudan kontrol ettiği kaynaklardan çıkan emisyonlardır. Örneğin, bir fabrikanın bacasından salınan gazlar veya bir aracın yaktığı yakıt. Dolaylı Enerji Emisyonları (Scope 2)Elektrik, ısıtma veya soğutma gibi satın alınan enerjinin üretimi sırasında oluşan emisyonları kapsar. Diğer Dolaylı Emisyonlar (Scope 3)Tedarik zinciri, iş seyahatleri, ürünlerin kullanım ömrü ve bertarafı gibi dolaylı süreçlerden kaynaklanan emisyonlardır. Bu hesaplama sürecinde enerji tüketimi, ulaşım, atık yönetimi ve tüketim alışkanlıkları gibi faktörler dikkate alınır. Karbon Ayak İzinin Azaltılmasının Avantajları Karbon ayak izini küçültmek yalnızca çevre için değil, ekonomik ve sosyal açıdan da büyük faydalar sağlar: Çevresel Fayda: Atmosfere salınan sera gazları azalır, iklim değişikliği ile mücadele desteklenir. Maliyet Avantajı: Enerji verimliliği sayesinde işletmelerin enerji maliyetleri düşer. İtibar Artışı: Sürdürülebilirlik adımları atan kurumlar, tüketiciler ve yatırımcılar nezdinde daha güvenilir bir konuma gelir. Sağlıklı Yaşam: Daha temiz hava, daha sürdürülebilir yaşam alanları ve toplumsal refah sağlar. Türkiye’de Karbon Ayak İzi ve Gelecek Türkiye, Paris Anlaşması çerçevesinde sera gazı azaltım taahhütlerini yerine getirmek için çeşitli adımlar atıyor. Kurumlar ve işletmeler karbon ayak izi hesaplamalarını yaparak sürdürülebilirlik raporlarına dahil etmeye başladı. Ayrıca bireyler de günlük yaşamlarında aldıkları basit önlemlerle (örneğin toplu taşıma kullanmak, yenilenebilir enerji tercih etmek, atıkları azaltmak) ayak izlerini küçültebiliyor. Gelecek yıllarda karbon ayak izi hesaplaması, sadece bir çevre sorumluluğu değil; aynı zamanda ticari bir zorunluluk haline gelecek. Bu dönüşüm, hem işletmeleri düşük karbonlu üretime yönlendirecek hem de ülkemizi küresel iklim politikalarıyla daha uyumlu hale getirecek. Kaynakça IPCC (2021). Climate Change 2021: The Physical Science Basis. Intergovernmental Panel on Climate Change. https://www.ipcc.ch/report/ar6/wg1/ European Environment Agency (EEA). Carbon footprint of products – definitions and calculation methods. https://www.eea.europa.eu/highlights/co2-emissions-calculations-explaining-concepts DEFRA / UK Government (2025). Greenhouse Gas Reporting: Conversion Factors 2025. https://www.gov.uk/government/publications/greenhouse-gas-reporting-conversion-factors-2025
YTÜ Yıldız TTO olarak GreenStars Sertifikası’nı Orka Holding’e takdim etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz!

YTÜ Yıldız TTO olarak GreenStars Sertifikası’nı Orka Holding’e takdim etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz! D’S Damat ve Damat Tween markalarıyla moda sektöründe öncü konumda yer alan ve sürdürülebilir gelecek vizyonuyla hareket eden Orka Holding, sektöre değerli bir örnek sunuyor. GreenStars Sertifikası ile bu çabaların somut bir göstergesi olarak başarılarını belgelemekten gurur duyuyoruz. Sertifika takdiminde, Yıldız Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş. Genel Müdürü Selim Serkan SAY PhD (c) ve Orka Holding – Damat / Tween / D’S Yönetim Kurulu Üyesi Büşra Orakçıoğlu’nun katılımı da bu anlamlı süreci daha da özel kıldı. Doğal kaynaklarımızı koruyarak sürdürülebilir bir geleceğe kararlılıkla ilerlerken, bu yolculukta bize eşlik eden ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ederiz.
